Öğleden sonra münazaram var. Doğaçlama çarçabuk hazırlanmış çalışılmak üzere beni bekleyen bir metnim var. Ama bu seneki ruh halimin en büyük belirtisi olan odaklanamama durumu ben de yine son safhada:/. Yine ruh halimden kaynaklanan rahatlığımdan ötürü “gözlerimi kapatsam” müziği eşliğinde kitap okuyorum. Napıyim boş durmamdan iyidir. Şimdi metni elime alsam karşılıklı bakışıp boş boş durcaz, kendimi biliyorum. Boş durunca düşünceler de başıma üşüşecek. Onlardan kaçmam lazım:P. Telaş yapmak için son yarım saati bekliyorum:) Hadi size okuduğum kitaptan bahsedeyim. Kitabın ismini duyanlardan “anarşist mi olacan başımıza!” gibi tepkiler aldım:) Bi arkadaş içeriğini sordu. “Sivil itaatsizlikten” bahsediyor deyince ”neyse toplu itaatsizlikten iyidir herhalde” diye iyimser yaklaşmaya çalıştı;) Kitabın adını hala söylemedim dimi. “Doğal Yaşam ve Başkladırı” Henry David Thoreau’nun kitabı. Daha ortalarında sayılırım. “Okumak” bölümündeyim. Bu bölümü çok sevdim. Biraz psikolojik az biraz da felsefik bir kitap. Bence biraz da Tasavvufi;) Bitince canım isterse yorumlarımı söylerim belki. Şimdi altını çizdiğim yerlerden bir kaç tane paylaşayım.
* Can sıkıntısına gazel yazmak değil amacım; Sabah tüneğinde dikilip böbürlenerek öten horoz gibi kuvvetle haykırmak istiyorum, komşularımı uyandırsam yeter.
* Güneşle güneş arasında bana bahşedilen şeyleri şükranla kabul etmek başlı başına bir iş değil midir zaten?
* Kim bilir kaç insan bir kitap okuyarak hayatlarında yeni bir çağ başlatmıştır.
* Lüks ve konfor söz konusu olduğunda, en akıllılar öteden beri yoksullardan daha sade ve basit bir hayat sürmüşlerdir.
* Ceket ve pantolonum, şapkam ve ayakkabılarım Tanrı’ya ibadet etmeme uygunsalar iş görüyor demektir, değil mi?
* İnsan her anlamda öylesine derli toplu ve hazırlıklı yaşamalı ki düşman kasabayı işgal ederse yaşlı bir bilge gibi hiç bir endişe duymadan şehir kapısından elleri bomboş çıkıp gidebilsin.
* Her nesil eski modaya güler, ama kendi zamanının modasını bir din gibi uygular.
* …ve evlerimiz öyle bir yük ki sırtımızda onlara sığınmaktan çok kendimizi onlara hapsetmişiz.
* …dünyaya kazığı çakmış cenneti unutmuşuz.
* Ölse de insan ettiği kötülük dünyada kalır.
* …ne de olsa en büyük yeteneğim azla yetinmek olmuştur.
* eğer sade ve akıllıca yaşarsak bu dünya hayatının bir cefa değil, bir sefa olduğuna hem inanarak hem de deneyimle ikna oldum.
* Hile ve aldanışlar en sağlam doğrular olarak itibar görürken, hakikat martavaldan sayılıyor. Eğer insanlar sadece ve her zaman hakikate dikkat edip aldanmaya meydan vermiyor olsalar, yaşam, bildiğimiz şeylerle karşılaştırmak gerekirse, büyülü ülkelerde geçen “bin bir gece masalları” gibi olurdu.
* Yaşam ve ya ölüm olsun, sadece gerçekliğin özlemini çekeriz.
* Manevi dünyayı bir baştan diğerine dolaşmanın ayrıcalığını kitaplarda yaşadım.
* Yazılı bir söz, en seçkin hatıradır.
* Yazı hayatın kendisine en yakın olan sanat eseridir; her insan diline çevrilebilir ve sadece okumakla kalmaz, yazıyı her insan dudaklarıyla soluyabilir.
* Yazarlar her toplumda karşı konulamaz bir biçimde, aristokrat sınıf olarak kabul görür; toplum üzerinde krallardan, imparatorlardan daha güçlü bir etkileri vardır.
* Ayak parmaklarımızın ucuna yükselip en uyanık ve en zinde halimizle, zaman ayırarak, kendimiz bütünüyle adamamız gereken bir faaliyettir okumak.
A.A.
ayy elimden tutup bu sayfaya beni fırlattığın için teşekkürler ayş:)) yalnııızzzz bu kadar güzel cümleyi arka arkaya okuyamıyo insan..
arkası yarın yapsaydın keşke..
ama şunu çok beğendim:
“Can sıkıntısına gazel yazmak değil amacım; Sabah tüneğinde dikilip böbürlenerek öten horoz gibi kuvvetle haykırmak istiyorum, komşularımı uyandırsam yeter.”
komşuları uyandırsak onlarda komşularını uyandırsalar.. böyle bir hayır zincirinin başı olsakkkk..
bu sözü tuttum.. az gibi görünen azımsanmayacak iş..
bana da hatırlatma oldu.. ayh.. içlendim şimdiii yazamamanın kederinden.. e dua edersin gayrııı tabii girip çıkıp bu yorumu okuyan herkeste..
bu iş için yazmak istiyorum yeniden..
“Ayak parmaklarımızın ucuna yükselip en uyanık ve en zinde halimizle, zaman ayırarak, kendimizi bütünüyle adamamız gereken bir faaliyettir okumak.”
kesinlikle çok hoş
hiç bir bahane uydurmadan, hayatımızın her alanında, her zaman, kaytarmadan yapılması gereken de bu zaten…
o yüzden kitap okuyamıyorum, diyenlere inanmıyorum ben
çünkü onlar, kitap okumuyorlar…
yaşasııııııııııııııııın kitap okumaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaakkkkkkkkk…!
kafa dağıtacak bir kitaaaaaaaaaaapppppp!
beni tamamen her şeyden soyutlayacak…
bilen gören…
devamı okudukça gelecek inş:)
evet gerçekten kitapta bazı bölümler insanı harekete geçiriyo. tek başımıza da bişeyler yapabiliriz herkes geri çekiliyo diye bizde çekiliyoruz bazen. Halbuki biz tutsak ucundan belki bizi takip edenler olur, zincir tamamlanır.
Bazen öyle haller geliyo ki insana kitap okutmuyo kendini, beni değil sadece kendini oku diyor. Ama sonra geçiyor neyse ki…
kitaptaki satırlar yerine, senin..; “” bitince canım isterse yorumlarımı söylerim belki” söylemin pekbi dikkatimi çekti, pek bi güzel…
münazaraya gelince Allah yardımcın olsun!
hakikaten son yarım saat en İDEAL ZAMAN!